Ulaştırma eski Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmesine dair soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.
Denizolgun’un özel doktoru olduğu iddia edilen Nurettin Demirkol, ‘yanlış tanıklık’ suçlamasıyla yargılandığı davada 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Demirkol’un serbest bırakılmasına karar verilirken Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itirazda bulundu.
Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen duruşmada Demirkol’un, Denizolgun’un vefatının ardından verdiği ifadelerde gerçek dışı beyanda bulunduğu iddiası değerlendirildi.
ÖLÜMÜ ŞÜPHELİ BULMADIĞINI İFADE ETMİŞTİ
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre, Denizolgun, 7 Eylül 2016 tarihinde İstanbul Beykoz’daki çiftliğinde ölü olarak bulundu. Olayın ardından “kasten öldürme” suçlamasıyla bir soruşturma başlatıldı.
Soruşturma kapsamında tanık olarak ifadesi alınan Demirkol, Denizolgun’un özel doktoru olmadığını, çiftliğe gittiğinde yüzünde veya vücudunda kan bulunmadığını ve ölümünü şüpheli görmediğini belirtti.
Ancak iddianamede, Demirkol’un ifadeleri ile polis kayıtları arasında çelişkiler olduğu ifade edildi.
155 polis ihbar hattına ait kayıtların incelenmesi sonucunda Demirkol’un polisi bizzat aradığı, kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu bildirdiği tespit edildi.
Olay yerine giden polis memurlarının ifadelerinde de Demirkol’un kendisini özel doktor olarak tanıttığı ve ölümü şüpheli bulduğunu söylediği aktarılıyor.

TELEFON KAYITLARINDA ÇELİŞKİLER ORTAYA ÇIKTI
İddianamede olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanaklarına da yer verildi.
Buna göre Demirkol’un olay yerindeki ilk ifadesinde Denizolgun’un ağzından kan sızdığını ve kanın yastığı ıslattığını söylediği; ölü muayenesini gerçekleştiren doktorun da Denizolgun’un yüzünde kan bulunduğunu belirttiği kaydedildi.
Demirkol’un olay günü nerede olduğuna dair açıklamaları da HTS kayıtları ile karşılaştırıldı.
Savcılık, Demirkol’un olay günü Kısıklı’daki evinde bulunduğunu söylemesine rağmen telefon kayıtlarında bu bölgeden baz sinyali alınmadığını ortaya koydu.
Ayrıca Demirkol’un çiftliğe geliş saati, polis ihbarının zamanı ve olay yerinde bulunan kişilere ilişkin ifadelerinin de telefon kayıtları ve tanık beyanlarıyla uyuşmadığı vurgulandı.
HİLMİ TUNA KURİŞ VE ALİHAN KURİŞ DE OLAY YERİNDEYDİ
İddianamede, Demirkol’un çiftlikte yalnızca Murat Bayrak ve yabancı uyruklu bir kişinin bulunduğunu belirtmesine rağmen Hilmi Tuna Kuriş ile Alihan Kuriş’in de olay yerinde olduğunun tespit edildiği ifade edildi.
Savcılık, telefon kayıtları, polis tutanakları ve tanık ifadelerini birlikte değerlendirerek Demirkol’un yalan beyanda bulunduğu sonucuna vardı.